Büünce ne olacan? sorusuna, hiç bi zaman doğru dürüst cevap veremedim.
bunun mesleki açıdan mı? bişey olmak,
yoksa bişeyler başarıp bişey olmak mı? olduğu arasında gebze harem minibüs hattı gibi gidip geldim.
cevabını bilmediÄŸim biÅŸeyin sorusunu sordular… cevap d şıkkı (cevap anahtarına bakınız*)
aslında,
ne yapmak istiyorsun? sorusu sorulmalı… ki bu çok tehlikeli bir sorudur.
çünkü; özgürlüğe giden yolu kulağına fısıldar, bu da pek istenmeyen birÅŸeydir. çünkü biÅŸeyler baÅŸarmaktır, fedakarlık gerektirir. bu da istenmeyen kapıya çıkar. tüh….
ne olmak istiyorsun? sorusu da; kalıplaÅŸmış bir esaretin altın bilezik vad eden bir cümle gibidir. alkış tutar. en iyisi amcalara çükünü göstermektir…
Bir işse, bu bişey olmak olayı
severek yapacağım işi bulamadığım için,
dolayısıyla katlanarak çalışmak zorunda kaldığım işimden zevk almaya çalışarak işimin ismi oldum.
yani ister istemez biÅŸey oldum.
Çoğu insan bişeyler olmak için dörtnala koşarken istediği şeyi aramaya bile fırsat bulamıyor.
ben, ne yapmak istediğimi çok iyi bulmama** karşın
yapamamanın verdiği bir ızdırabın içinde at koşturuyorum.
Zamanlaması mükemmel işleyen trafik lambalarının olduğu bir dörtyol ağzında gibiyim
ki biliyorum hangi yoldan gitmem gerektiğini ama o yöne dönüş yapamıyorum
sarı ışıkta bekleme zamanımı çoktan aştım
arkadan korna seslerini duyar gibiyim
ya kuralları çiğneyip dönülmez levhasından dönecem
yada yeşilin yandığı yolda devam edecem.
*cevap anahtarımı olmayan köpeÄŸim yedi sonra kustu…
**pazarda bağıra çağıra don kilot satmak bile şu sıra daha bi cazip geliyor.
02 Aralık 2009 / 11:49
pazarda bağıra çağıra külot satmak… vallahi aklıma yatmadı deÄŸil…