uzun zaman olmuş kadıköye gelmeyeli. gerçi bu seferde işim olmazsa gelmezdim ya.
uyduruk bi mp3 playerı tamire bıraktım.1 saat sonra gel dedi tamirci bozuntusu.gerçi adamın lafı aazıma dolandı aypod diye lan millet bütün mp3 pleyırlara ipod der oldu. selpak mendil gibi. markalaşan ürün evrensel bi ürün adına dönüşür ve orjinal ürünü ara bul bulabilirsen. 1 saat napılır kadıköyde plansız programsız. bi tur atılır sezon sonu hazır cepre 3 5 kuruş varken uzun kollu L beden svit alınır. 2 adet hemde. sonra karaköy eminönü vapur iskelesinin hemen yanına demir atıllır. marmara izleyicisi moduna geçilir. 3 5 kişi arasına karışılır. cool görünmek için kesinlikle çaba saftetmemekle birlikte bu marmara izleyicileri gayet cool görünürler (neyşınıl coğrafik bölüm 398) batmaya hazırlanan güneşte, amatör fotoğrafçıların tacizindeki boğaz marmara vapur üçgenindeki istanbulda, kendi halindedir yani olağan bi günün sonuna 5 kala ablanın biri korkuluklara yanaşıp cebinden çıkardığı selpakları teker teker marmara atmaya başladı. la havle bu ne günün bonusu olsa gerek. milletçe çok duyarlıyızya en fazla söylenip oflanırız bide arada eti puff yeriz. 2 3 derken ee yeter be abla deniz yeterince kirliyken deniz anaları çiftleşirken sende atma şunları (bu kısımda sadece abla napıon höyt möyt bodundaydım) ablanın kapağı cebinde geldiğini nerden bilim anasını satayım hıdrellezden dilek tutmuşmu neymiş onun için atıyormuş. ve bende biliyorum çöpe atılacağını çöpün dedi. iyi valla dedim. o zaman işimiz bunlara kalsaydı ben şimdiye kadar zengin olmuştum dedim. ne diiim ki başka havaide tatil yapardım o sıra. ama nerdee. aslında gayet geyik çerçevesinde dönen mevzuya bir marmara izleyicisi daha katıldı. iyide etti. muhabet geyiği çevremizde dört nala koşuyordu arad bi zıpladığıda oldu sanırım. vatikanda taş olmaması, venezuella kızlarıının çok güzel olması (harbiden çok güzeller öyle böyle diil) içmeyi bilen insanlarla içilmesi gerektiği gibi bir çok konuda gayet eğlenceli muhabet ettik.
günün alkışları:
hıdrellez babında marmaraya selpak kağıt atan ablaya (gerçi ben büyü yapması olasılında bile duruyorum)
yarım saattir cep telefonu kamerasıyla batan güneşi çekmeye çalışan abiye
görme özürlünün katlanan bastonunun üzeründen usulca zıplayıp geçen sarışın minyon hatuna
suya düşen güvercinin son çırpınışlarına (yaşama mücadelesine)
mp3 playerımın sorunun 1 saat içinde halleden tamirciye
sabah yayınlanan kadın programlarındaki seyircilerden bi ton alkıışşşş gelsiinn…
dip not: muhabbetini esirgemeyen maramra izleyicisi arkadaşımla mesleki çalışmalarımız bir yerde kesiÅŸtiÄŸi için meslektaÅŸ sayılırımıyız acaba?? son anda benim sitenin adresini verdim ama ruh6.com’un altı kısmının rakkamla olduunu söylemeyi unutursan. baÅŸka yere gider.
08 Mayıs 2009 / 02:58
yalnız günün alkışları pek bir itici kıldı istanbul’u.. aman her yer öyle deme.. ben bir an orda cep telefonuyla çabalayan genç oluverdim. sonra etrafa baktım.. kaçasım geldi..
(bu arada ya bugün ya yarın yazar diyordum içimden)
08 Mayıs 2009 / 11:02
bence dogru yere gittigi de olur.
10 Mayıs 2009 / 20:30
düşündüm de aynı gün mü kadıköydeydik diye sanırım bir gün öncesinde ben oradaydım.
kadıköy havası herşeye rağmen harika bence. yine pek bir gidesim var sanırım oralara.ama plansız gidince keyif alır mıyım bilmem.malum yol uzak gidince bişiler yapmak lazım orda.gidip hemen dönmek olmaz
sevgiyle kal
10 Mayıs 2009 / 20:31
ayrıca ; geçen gün taksimde birini gördüm aynı sana benziyordu.kafamı çevirip tekrar baktım dikkatlice:) ama sen deÄŸildin…
sevgiyle kal
23 Mayıs 2009 / 01:16
Konuya uygun bir yorum olmayacak ama bir seferliğine mahsustur bu yorum. Çünkü özel siteni daha yeni gördüm ve sitende dolaşmak istiyorum
Saygılar
tibet